baslikyeni.jpg

Geçen yazımızda kooperatifçilik strateji belgesi ve eylem planı ile ilgili faaliyetlerin hangi aşamada olduğu, bu konuda yapılması öncelikli faaliyetlerle ilgili somut bir adım olmadığı düşüncesinde olduğumuzu belirtmiştik.

Kooperatifçilikle, hatta üretici örgütlenmesi ile ilgili çalışmalarınSayın Başbakanın da direktifleri doğrultusunda Bakanlıkların kendi bünyesi içerisinde başlatılmış olması gerekmektedir.

Bu çalışmalara ilgili kuruluşların davet edilmesi, ortaya çıkarılacak yapılanmanın katılımcı bir anlayışla ortaya çıkartılmasının, uygulanması gereken bir yöntem olduğu da bir gerçektir.

Ancak; Öyle anlaşılıyor ki,yarın Bakanlar Kurulunca imzalanarak TBMM ye sevk edilmiş bir kanun tasarısı ile karşılaşmak ihtimal dâhilindedir. Hatta radikal bazı kararların alınması da kaçınılmazdır. Zira bu tür yaklaşımlar dünden bu güne olagelmiştir. Şu ana kadar olan gelişmelerde maalesef öyle olduğunu göstermektedir.

İçinde bulunduğumuz dönem kooperatifçilikle ilgili yeni düzenlemelerin ve oluşumların sağlanmasının gerektiği önemli bir süreçtir. Bu süreçte sanki sorunun ta kendisi kooperatiflermiş gibi gösterilmesi çabalarının boşa çıkartılması gerekmektedir.

İnsanlar hangi tür ticari faaliyet yürüteceklerse ona göre şirketlerini oluşturabilirken ve Devletin burada hemen hemen hiçbir müdahalesi yokken, kooperatiflerin kategorize edilerek geliştirilebileceği yanılgısından kurtulamayan bir düşünce sistemi ile kooperatifçiliğimizin gelişemeyeceği gerçeğini artık kabul etmek gerekir.

Ekonomik bir faaliyeti katogorize etmenin, sınıflandırmanın, sınırlandırmanın o yapının gelişmesindeki en büyük engeli oluşturacağını bilmemiz gerekir.

Bu güne kadar çözüm diye sunulan önerilerin, sorunları giderek çözümsüzlüğe götürdüğü de bir gerçektir. 

Ancak; Bu gün kooperatifçiliğimiz arzuladığımız noktada değilse bunun sorumlusununtümüyle Devlet olduğunu, siyasetçi olduğunu söyleyerek hiçbirimiz bu sorumluluklardan kaçamayız.

Özeleştiri yapmadan sadece eleştiri getirmek kurum ve kuruluşlara hiçbir katkı sağlamaz. Hep geçmişle övünmek, artık gelecekle ilgili bir şeyler yapamayacağımızın da işaretlerini verir.

Şu soruları samimiyetle sormak gerekir.

Milli birlik (Türkiye Koop.) kooperatifçiliğimizin neresinde?

Gerçekten olması gereken yerde mi? 

Bir kurumu gerçekten işlevsel hale getirmek kolay değildir. Ancak yöneticilerin Kaynak yok, destek yok gerekçelerine sığınması ve yıllardan bu tarafa kurumun giderek zafiyet içerisine düşmesi kooperatifçiliğimiz adına gerçekten üzücüdür.

Çünkü TÜRKİYE KOOP. örgütlenmeyi tam anlamıyla sağlayamadığı için gerçek bir çatı örgütü olamamıştır. Tüm kooperatifçileri ve örgütlerini kucaklayamamıştır. Kooperatifçiliği temsil ile ilgili ciddi sorunu vardır.

Budönemde ataletten kurtularak üretici örgütlenmesinde önemli rol oynaması gerekmektedir.

Türk Kooperatifçilik Kurumu’nun kariyer için bir platform oluşturmasının ötesinde, uygulamada kooperatifçiliğimize yeterli desteği verip veremediği de tartışılmalıdır.

Merkez birliklerinin çok önemli bir kısmı hala kurumsallığını sağlayamamış, ayakta kalma mücadelesi vermektedir. 

Görülüyor ki gerek kooperatifçiliğimiz adına, gerekse üretici örgütlenmesi adına uygulayıcı kuruluşlar olarak ciddi bir çalışma içerisine girmemiz gerekmektedir. Çünkü Önümüzdeki günlerde model tartışmaları önemli gündem maddesini oluşturacaktır. 

O halde, uygulanabilir, Ülkemiz gerçekleri ile örtüşen bir modelin ortaya konulması için çalışmalara bir an önce başlanılması gerekmektedir. 

Tekir Çiftliği Tarım Kredi Kooperatifinin 1 nolu ortağı bu günkü kooperatifçiliğimiz hakkında ne düşünürdü bilmiyorum ama,kooperatiflerin Toplumsal kalkınmada çok önemli rolü olabileceğine inanan gerçek kooperatifçilerin mutlu olmadığı kesindir.

Saygılarımla.30.08.2013

 

 

Erol AKAR

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ORKOOPGIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞIOrman Ve Su İşleri Bakanlığı   

Saturday the 25th. S.S. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği © 2017 Durukan Tasarım - Free Joomla 3.5 Templates