baslikyeni.jpg

Ülkemizin en önemli sorunlarından belki de en önemlisi, uygulanan ekonomik modelin gereği olan gerçek rekabetçi bir ortamın hazırlanamaması, dolayısıyla fiyatların sağlıklı bir şekilde oluşamamasıdır. 

Özellikle tarımsal alanda faaliyet gösteren KİT’lerin özelleştirilmesinden sonra, üreticinin hem üretim aşamasında, hem pazarlama aşamasında hiçbir rekabet gücü ve alternatifi kalmamıştır. Diğer bir ifade ile üretici hem girdilerini alırken hem ürettiği ürününü pazarlarken mağdurdur ve güçsüz kalmıştır. 

1930 lu yıllarda KİT ler kurulurken, o dönemde ülkemizde kooperatifçilik henüz gelişmemiştir. Dünyada gelişmiş ülkelerde ise tarımsal alandaki KİT ler kooperatifler tarafından kurulmuş ve işletilmiştir. Dolayısıyla o ülkelerde kooperatifler, ekonomideki etkinliklerini giderek artırmışlar ve devasa kuruluşlar haline gelerek, ekonomide önemli bir sektör olduklarını kanıtlama imkânı bulmuşlardır.

Ülkemizde özelleştirme süreci ile birlikte, tarımsal alanda KİT ler ulusal veya uluslararası sermayenin eline geçmiş, büyük sermaye kuruluşları ülkemizin tarımsal politikalarına yön vermeye başlamıştır.  Diğer taraftan uluslararası anlaşmalarla verilen taahhütler tarımsal politikaların kendi inisiyatifimizle belirlenmesine de engel teşkil etme noktasına gelmiştir.

Ülkemizin ekonomik ve sosyal anlayışında da değişiklikler olmuş toplumsal menfaat eğilimleri, giderek yerini bireysel menfaate bırakmış, sosyal politikalar bir tarafa itilerek bireysel zenginlik üreten bir sürece girilmiştir. 

Devletin özellikle tarımsal alanda ve tarımsal sanayinin geliştirilmesi ile ilgili alanlarda, uzun vadeli ekonomik ve sosyal politikalar oluşturamamasında, ulusal ve uluslararası büyük firmaların doğal olarak kar amaçlı yaklaşımları nedeniyle ülke genlindeki etkinliklerinin rolü ne ölçüde? Buna rağmen Üreticiyi ve tüketiciyi memnun edecek politikalar oluşturulabilir mi? Bu konuların enine boyuna tartışılması gerekmez mi?

Mevcut örgütlenme modeli, üreticinin özel sektörle değil, kendi içinde rekabet eder yapıların oluşturulmasına neden olmuştur. Diğer taraftan üretici etkin lobi faaliyeti yürütme becerisini gösterebilecek örgütsel yapıya da kavuşamamıştır.

Fiyatlar ekonominin doğal koşulları içerisinde oluşmamaktadır. Üretici piyasanın arz ve talep dengesini gözleyecek ve ona göre dengeleri oluşturacak mekanizmaları oluşturamamıştır. Yıllardan bu tarafa pazardaki hâkimiyet unsurları değiştirilememiştir. Çünkü fiyatların oluşturulmasında üretici ile nihai tüketicinin etkin olmasını sağlayabilecek kooperatif yapıların oluşmasına veya gelişmesine müsaade edilmemiştir.

Şartlar sürekli aleyhine işleyen üretici giderek üretimden uzaklaşmaktadır. Köylerden şehre göç olgusu devam etmekte olmasına rağmen, işletme büyüklükleri değişmemiş, terk edilen arazi miktarı çoğalmış,  aile işletmeciliğinden ekonomik işletmeciliğe geçilememiştir.

Ekonomisi güçlü batı ülkelerinde bile, gelişmişliğini tamamlayamamış bölgelerde kooperatifler kurulmakta, iş sahaları yaratılmakta, ekonomik ve sosyal sorunlara kooperatiflerle çözümler üretilmekte iken, ülkemizde neden bu olanaklardan yararlanılmamaktadır?  Bunları anlamak mümkün değil.

Serbest piyasa ekonomisinin olmazsa olmazı rekabeti yeterince sağlayamamışsak, Üreticinin üretimine devam etmesini sağlayacak destekleme argümanlarını daha etkin bir şekilde kullanamamışsak, pazarla market arasındaki uçurumu kapatamamışsak, daha yapılacak çok işimiz var demektir.

Hiç şüphesiz hem üreticinin hem tüketicinin mutlu olacağı sistemi oluşturmak kolay olmayacaktır. Siyasi irade ve bürokrasi ancak güçlü üretici örgütlerini arkasına alarak bu olumsuz tablodan kurtulabilecektir.  29.10.2013/KASTAMONU

 

 

EROL AKAR

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ORKOOPGIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞIOrman Ve Su İşleri Bakanlığı   

Saturday the 25th. S.S. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği © 2017 Durukan Tasarım - Free Joomla 3.5 Templates