baslikyeni.jpg

 

Yıllardan bu tarafa pazardaki veya marketteki ürünlerin fiyat oluşumu, topluma hep sorun olarak yansımıştır. Fiyat makasındaki sorun, her vesile ile dile getirilmiş olmasına rağmen nedenleri ve çözümleri ile ilgili ciddi bir çalışma da yapılmamıştır.

      Yetkili kişiler son zamanlarda, “ Üretici örgütlerinin güçlendirilmesi, rekabet koşullarının düzenlenmesi, özel tarım bankacılığının geliştirilmesi, tarım sektöründeki vergi ve teşvik sisteminin gözden geçirilmesi” gibi yıllardan beri çözüm bekleyen konuları geç de olsa dile getirmeye başlamışlardır.

         Diğer taraftan üst düzey yetkililerden oluşan “ Gıda Ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme Ve Değerlendirme Komitesi” kurulmuş olmasına rağmen, komitenin ithalattan başka bir çözüm üretemediği de görülmektedir.

Ancak, sorunun kimden ve nereden kaynaklandığı ile ilgili bazı sorulara yanıt bulmamız gerekiyor.

Aslında cevabı bilinen sorular

Ürün fiyatını belirleyen kim? Fiyatın belirlenmesinde hangi unsurlar rol oynuyor? Rekabet koşulları hazırlanmış mı? Rekabet kuralları işliyor mu? Üretimin ne kadarı kayıt altında? Bu güne kadar bazı tedbirleri almamız gerekmez miydi?  Üretme istasyonlarını ne yaptık? Sıkça değişmeyen uzun vadeli bir tarımsal politikamız var mı? Koyu bir özel sektörcü yaklaşım çok mu gerekliydi? Reel ekonominin gerçek aktörleri kimler? Tüketim kooperatiflerini ne yaptık? Bunlar ve bunlara benzer bir çok sorunun cevabını bulmamız sanırım çok önemli.

Üstelik Ülke nüfusu artmakta, doğal artışın yanında komşu ülkelerden ciddi miktarda da göç alınmaktadır. Ayrıca 2016 yılı verilerine göre Sosyal Güvenlik kurumuna kayıtlı çiftçi sayısının 830 binden 728 bine düştüğü, tarımsal istihdamda ise 300 bin civarında azalma olduğu, köylerden verilen göç nedeniyle ekili alan miktarının da giderek azaldığı herkes tarafından bilinmektedir.

Diğer taraftan yetkililerin ifadesi ile sebze, meyve ticareti perakende fiyatlar itibariyle 2015 yılı büyüklüğü 100 milyar.  100 milyarın yüzde 25'i zayiat oranı. Türkiye her yıl 25 milyar lirayı çöpe atıyor olması gerçekten çözüm bekleyen en önemli sorunlarımızdan biri olarak görülüyor.

Bu ve benzeri sorunlara çözüm üretmediğimiz taktirde sorunların büyüme riskinin oluştuğu ve giderek çözüm bulmakta zorlanacağımızın da bilinmesi gerekir.

Uyguladığımız ekonomik modelin eksilerini görmek zorundayız

Uluslararası sermaye, bir taraftan ağırlıklı olarak ithalata dayalı bir sanayinin oluşmasına zemin hazırlarken, diğer taraftan tüketim toplumu oluşturmak için de tüm gerekli argümanları kullanmıştır.

Mevcut sistem, üretimde olduğu kadar, pazarlama zincirinde de, hem üreticilerin hem de tüketicilerin aleyhine işleyen bir yapı ortaya çıkarmıştır.

      Sayıları 400 e yaklaşan büyük AVM ler, yine sayıları 15.000’i geçen ve zincir oluşturan butik alışveriş dükkânları, beldelere, neredeyse köylere kadar yayılmış, ekonominin ve sosyal yapının iliklerine kadar işlemiştir. Ekonomideki pazar payları % 80 lere dayanmıştır. Diğer taraftan uluslararası sermayenin büyük ölçüde tekelleşmiş ve kolaylıkla dayanışabilecekleri bir yapı oluşturulmuştur.

         Bu gün maalesef, ne üreticinin ne de üretim yaparak milli ekonomiye en büyük katkıyı yapan sektörlerin ürettiği ürünün fiyatını kendilerinin belirleme olanağı da hemen hemen ortadan kalkmıştır.

         Ürün fiyatlarını sanki üreticinin kendisi belirliyormuş da enflasyon artışının sebebi sanki üreticiymiş gibi bir algı yaratılması da son derece yanlıştır.

         Tarımsal ürünlerde Kooperatif - lojistik ilişkisi

Epeyce bir zamandır hayatımıza lojistik diye bir kavram yerleşti. Üretimden pazarlamaya kadar olan her süreçte lojistik desteğin son derece önemli olduğunu görüyoruz. 

Özellikle gıda ve yaş sebze meyvede, lojistik hizmetin daha da önemli olduğunu görüyoruz. Lojistik hizmetin başladığı alanda, üreticinin örgütsüz ya da çok parçalı hali bu hizmetin iyi bir şekilde yürütülebilmesinin önündeki en önemli sorunu teşkil etmektedir.

Burada belki şu hususların önemsenmesi ve üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gerekir.

Ülkemizde üretici, pazarda ne kadar etkin?

Pazardaki arz talep dengesini gözetme olanağı var mı?

Ürünün standardizasyonu, muhafazası, paketlenmesi gibi işlemleri hangi üretici tek başına yapabilir?

Ürününü tarlada yada dalında neden satmak zorunda kalıyor?

Her yıl hemen hemen her üründe belki yüzlerce üreticinin ne kadar parası batıyor?

 

Bu ve buna benzer birçok sorunun çözümünün sağlıklı işleyen kooperatiflerle oluşturulacak organizasyonlarla mümkün olabileceği de aslında bilinmektedir. Çünkü gelişmiş ülkelere baktığımızda sorunların bu mantıkla çözüldüğü görülecektir. Yeter ki inanalım ve önyargılarımızdan kurtulalım. Başka alternatif varsa onu da tartışalım.

 

Saygılarımla.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ORKOOPGIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞIOrman Ve Su İşleri Bakanlığı   

Sunday the 22nd. S.S. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği © 2017 Durukan Tasarım - Free Joomla 3.5 Templates