baslikyeni.jpg

Herkes Erol Akar kadar çalışsa…

 

Nerden nereye…

 

Sene 1995’ gelinirken…

Kastamonu’da kooperatifleşme namına eser yoktu.

 

Kooperatif derken…

Kuzeykent’i mesken tutan inşaat kooperatiflerinden bahsetmiyoruz, baştan söyleyim de hemen celallenmeyin.

 

Sütte soğuk zincir yoktu…

Kaliteyi zincirle bağlayamadığımız için süte, e haliyle dış pazar mış pazar hiç aklımızın işi değildi. Köylerden sütü alan yerel toplayıcılar ne derse, oydu.

 

Süt bedelinin ne olduğu, ne zaman ödeneceği, hatta ödenip ödenmeyeceği bile köylünün değil…

Allah’ın bileceği işti. 

 

Kaliteyle işimiz olmayınca…

Laboratuara ne gerek var canım, olmayıversindi.

 

Sütte analiz çalışması filan da hak getireydi…

Geldiği gibi gidiyordu anasını satıyım.

 

Hayvan beslemeden sağıma kadar daha bir kamyon dert üreticinin kapısına kurulmuş…

Aydınlık günlere geçit vermiyordu.

 

Devlet üreticiye destek veriyormuş…

Bilen kim.

 

Sene 1995…

1977 yılında kurulan ama 1980’de kepenkleri indiren Köy-Koop bu yıl yeniden bastı marşa.

 

2011’e gelindiğindeyse…

Köy-Koop küllerinden yeniden doğmakla kalmadı, bünyesindeki 319 birim kooperatif ile ormancılıktan tarıma, süt toplamadan hayvancılığa kadar köylünün birçok yaşam ve geçim alanında örgütlenip tüm ülkeye “örgütlü toplum” nasıl olunurun dersini verdi.

 

Süt fabrikası şart…

 

Köy-Koop’un Taşköprü’ye bağlı Çetmi köyündeki içinde “Yem Kırma-Karma Tesisi” ile “Süt Toplama Merkezi”nin yer aldığı kompleksindeyiz…

Taa Almanya’dan kooperatifçi konukları var Akar başkanın.

 

Süt toplama merkezini gezdik, tam dışarı çıkmıştık ki…

Konukların ilgisini süt toplama merkezine böğrünü dayamış, süt tanklarının üzerinde gülen ineklerin fotoğraf karesinden baktıkları Sütaş’ın dev kamyonu çekti.

 

Tercüman, şoföre “Bu sütü nereye götürüyorsun” diye sordu…

“Aksaray’a” dedi şoför.

 

İstanbul’un Aksaray’ı değil ha…

Konya civarlarındaki Aksaray.

 

“Her gün mü?”...

“Her gün”. “Bir gün ben, diğer gün öbür arkadaş”.

 

Devam ediyor tercüman sorularına ve o dakkada da Türkçeye çeviriyor meraklı bakışlarla kulakları dikmiş Alman konuklara…

“Kaç kilometre Aksaray”, “500”; “Kaç saat”, “7”.

 

Sütün işlenmek üzere 500 kilometre öteye götürüldüğünü duyunca

dayanamayan Alman konuklardan biri şaşkınlığını gizleyemeyerek…

“Süt Türkiye’de bu yüzden işte çok pahalı” dedi.

 

Bizde sütle fabrika arası mesafe 500 kilometre iken…

Almanya’da bu mesafe maksimum 50 kilometreymiş çünkü.

 

 

“Alman usulü”…

 

Tabii karşımızdaki Alman olunca…

Nasıl anlatacaksın elin adamına, bir aralar burnumuzun dibinde bizim de süt fabrikamız olduğunu; kamu işletemiyor diyerek özelleştirip sattığımızı, şimdi ise yerinde gökdelenlerin yükseleceğini.

 

Diyecek ki Alman…

“Neden işletemediniz”.

 

Uzun hikaye…

“Et Balık’ı da satmıştık zaten o ara diyeceğiz”, iş iyiden iyiye karışacak.

 

Diyecek ki…

“E olan olmuş madem, yenisini kurun”.

 

Kuralım kurmasına da…

Önce iki kişiden başlamamız lazım heralde, bir araya gelme antrenmanlarına.

 

Bakın el ele vermek deyince…

Madem Almanlardan konuşuyoruz, örneği de yine Almanya’dan verelim.

 

İnanmayacaksınız ama…

“Alman usulü” kavramını dilimize monte edecek kadar bireysellikleri ile öne çıkan Almanlarda, her dört vatandaştan biri kooperatif üyesi biliyor musunuz?

 

Bi kere çiftçilerin, sebze meyve üreticilerinin, şarap bağcılarının alayı kooperatif üyesi…

Zanaatkarların yaklaşık yüzde 60’ı, perakendecilerin yüzde 75’i, fırıncıların ve kasapların ise yüzde 65’i kooperatif üyesi.

 

Şöyle diyelim de daha anlaşılır olsun…

Almanya’da yuvarlak rakamla 7 bin kooperatif var ve toplam üye sayıları 20 milyon civarında.

Anlayacağınız Alman ekonomisi demek…

Bi bakıma kooperatif ekonomisi demek.

 

Allah’tan Kastamonu’da da bir Köy-Koop var da…

Hem çağdaş dünya ile paralel koşma ümidimizi diri tutuyor hem de gücü nispetinde il ekonomimizin sürdürülebilir ve paylaşımcı bir çizgiye evrilmesine olanak sağlıyor. 

 

Köy-Koop gerçeği…

 

Köy-Koop’un konuğu olarak ilimizi ziyaret eden Alman kooperatif birliği DGRV…

Aslına bakarsanız harbi harbi bir dev.

 

Kooperatifçiliğin taa 19. yüzyıllarda başladığı Almanya’da…

Kooperatif geleneğinin süzüle süzüle günümüze ulaştığı son nokta hatta.

 

DGRV’nin Kastamonu’ya gelmesinin, daha doğrusu 2005 yılından bu yana bizim kooperatif devimiz Köy-Koop ile işbirliği içinde özellikle eğitim eksenli olmak üzere birçok projeye imza atmasının en büyük nedeni…

Köy-Koop’un ülkemizdeki benzer kooperatiflerden “bir adım” önde olması.

 

Bu tespiti ben yapmıyorum…

Bizzat DGRV Başkanı yaptı.

 

Hatta bir başkan da yetmedi…

DGRV’nin eşbaşkanı da “Bugüne kadar gezdiğimiz proje bölgelerinde gördüğümüz kooperatifler içinde siz bir adım öndesiniz. Doğru yoldasınız” dedi.

 

İşin erbabı Alman kooperatifçilerden böylesi bir övgü sonunda…

Yukarıda ana başlığı koymaya karar verdim yazıya.

 

Bir kez daha yineleyeyim…

Hepimiz Erol Akar kadar gayret gösterebilsek memleketimizin aydınlık günlere yürümesine; ne işsizlik kalır, ne yoksulluk, ne de elimizi kolumuzu bağlayan umutsuzluk.

03.11.2011 KASTAMONU GAZETESİ

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

ORKOOPGIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞIOrman Ve Su İşleri Bakanlığı   

Sunday the 26th. S.S. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği © 2017 Durukan Tasarım - Free Joomla 3.5 Templates