baslikyeni.jpg

Yiyoz içiyoz

Bireysel ihtiyaç kredisinde Türkiye 4’üncüsü olan banka şubemiz var…

Köy okullarında içmesuyumuz, köylümüzün cebinde para yok.

Esnaf “takla”da…

Memur bordro yakmada.

Patron elmecbur işçi çıkarmada…

Yatırımcı fabrika taşımada.

Beri yandansa…

Cümle siyasilerimizin, sivil toplum örgütü temsilcilerimizin, işadamlarımızın ardı ardına ilçelerde, köylerde biraraya geldikleri ziyafet sofralarında ise bi kuş sütü eksik.

Yiyoz içiyoz…

Kaybettiklerimizi, yüzük oyununda arıyoz vesselam.

İlla gülünecek, oynanılacak…

Ancak yeri geldiğinde de ağlaması bilinecek.

Başlamışken devam edeyim…

Orman, bi geçimi orman olan orman köylüsüne “takıyor”.

Su işleri…

Bi telefon açıp da Kalkınma Bakanlığı’na, “birader Kırık Barajı elzem” demiyor.

Oysa beri tarafta kapı gibi rapor var…

“Karaçomak Barajı Kastamonu ilinin 2011 yılına kadar olan içme ve kullanma suyu ihtiyaçlarını karşılayacaktır” diye.

Ne bileyim…

Ya her şey yolunda, bende idrak zayıf.

Ya da tersi…

Sıkıntı; bandumacılarda, yüzükçülerde.

İşçi sayısı mecburen 9’a inecek

Moral bozacak ama…

İstihdamdan bir kötü haber daha vermek zorundayım kusura bakmayın.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 6 ay önce TBBM’de görüşülerek kabul edildi…

Bu yasa, en küçüğünden en büyüğüne ülkemizdeki tüm işletmelere, çalıştırdıkları personelin iş sağlığını ve güvenliğini en üst düzeyde sağlama ve koruma görevi veriyor.

AB’de nasılsa öyle…

Çağdaşlıkta son nokta bi bakıma.

Ancak…

Ülkemiz şartları göz önüne alındığında bana kalırsa tam bir kesmekeş de yolumuzu bekliyor.

Şöyle ki…

10 veya daha fazla işçisi olan işyerleri bu kanuna göre, “iş sağlığı güvenliği elemanı” çalıştırmak zorunda.

“İş sağlığı güvenliği elemanı nerde?” derseniz… 

Yeni bir sektör daha doğuyor, özel şirketlerden bu hizmeti satın alacaksınız.

Kanuna kadar ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği kuralları 50 kişiden fazla işçi çalıştıran yaklaşık 28 bin işyerine uygulanıyordu…

Yeni uygulama ile 10-49 arası çalışanı olan yaklaşık 180 bin işletme de bu kapsamda personel istihdam etmek zorunda.

Haa…

Bir işçisi olan işletmede de aynı kurallar geçerli olacak, ancak işletmenin iş sağlığı ve güvenliği hizmetini ve harcamasını devlet yapacak.

Hal böyle olunca…

10 kişiden fazla işçi çalıştıran bir işletme sahibi ile görüştüm. Der ki, “İşçilerimin sağlığını en çok ben düşünürüm. Ama yaptığım iş, benim bir iş sağlığı ve güvenliği uzmanı istihdam etmeme izin vermeyecek bir kazançta dönüyor. Ne yazık ki işçi sayımı 9’a düşürmek zorundayım”.

Durum bu…

12-13 kişi bandındaki işletmelerde istihdam sayıları bir anda hızla 9’lara düştüğünde niye böyle oldu diye kafa yormayın diye yazıyorum.

Kırık Barajı diye bir masal

“Bir satır yazı yazmamışlar bakanlığa, Kırık Barajı elzem diye” serzenişini… 

Çok önemli bir siyasiden duymamış olsam, hiç oralı olmayacağım.

“Nasıl yazmazlar...

Kırık Barajı şehircek bizim bilmem kaç yıllık hayalimiz değil mi?”.

İstememişler…

Tutmamışlar iki elle yahut.

Belediyeye sordum…

“Ah ne çok istiyoruz bi bilsen” dediler.

Şöyle ki…

Raporda zaten yazmış uzmanlar, bi nevi “Karaçomak Barajı’nın miadı 2011 son” diye. Bana kalırsa, zaten cepten “içiyoruz” bir yıldır.

1976’da yapılmış…

Tabanda kullanılmayan bilmem kaç dönüm alan var. Uzmanlar gelmiş, dalmışlar, ölçmüşler tabandaki mil oranını, “Kurtarır” raporu verip gitmişler.

Kurtarsa da, dipten su almak, çok da sağlıklı bir iş değil…

Belediye, bir tesis kurmuş, suyu üstten alıyor. Hatta, bunun ülkemizde örnek gösterilen bir uygulama olduğu ifade ediliyor.

Olabilecek en iyisi bu…

Ancak, Karaçomak etrafındaki yerleşimi ve sanayi, tarımsal, hayvansal üretimi bi gözünüzün önüne getirin, ne derece sağlıklı?

Belediye’nin de zaten dört gözle Kırık Barajı’nı talep etme nedenlerinden biri işte bu…

Kırık Barajı’nın etrafında alan daha tenha ve temiz çünkü.

Durum bu…

Eğer bakanlıktan talep edilirse ve 2014 yılı yatırım programına aldırılabilirse, projesiydi ihalesiydi, anca 2023’de “hayaldi gerçek” olacak.

Ancak…

Önce istemek gerekiyor heralde.

Orman kanunları

Telefonumda ne zaman KÖY-KOOP Başkanı Erol Akar’ın çağrısını görsem…

Kalbim “pır pır” eder.

Ya… 

“Eyvah” derim her defasında, “Orman köylüsünün başına acep bu sefer ne çorap örüldü?”.

Yahut…

“Sıkı dur” derim, “Tek başına kurtuluş yok, birlikten kuvvet doğar”a dair “Bir Erol Akar filmi” daha.

Ya siyah, ya beyaz…

Arası olmadı hiç.

Misal…

Hiç bandumaya çağırmadı.

Son görüşmemizde…

Orman köylüsü namına zehir zemberek mevzuları konuştuk.

İddiaya göre…

Genel Müdürlük’e cebindeki bütün parayı gönderiyorsun, sonra da, taa geçtiğimiz yılın 11. ayında kestirdiğin faturanın bedelini orman köylüsüne ödemek için gerisin geriye Genel Müdürlük’ten ödenek bekliyorsun.

Vatandaş KDV’sini ödemiş veya cezaya girmiş…

Devlete ne gam?

İddiaya göre…

Tüccar, “Dikili Satış” alıyor, bakıyor maliyet kurtarmayacak, dalıyor damgasız ağaçlara.

Tüccar, “Dikili Satış”ı kooperatif üzerinden alırsa sigorta primi ödemiyor yasal olarak…

E peki tüccarla-kooperatif nasıl eşleşiyor?

Bilmiyorum artık…

“İspatı, mahkeme kararları var elde” deniyor.

Neye üzülüyorum asıl biliyor musunuz?...

Elimizde tek hazine orman, onda da köylümüz avcunu yalıyor.

Bi geçim kaynağı orman olan gariban köylüsüne hakkını, alnının teri soğuduktan sonra ödeyince...

Türkiye’de değil dünyada birinci olsan kaç yazar?

 

Mustafa Afacan

Mustafa Afacan

ORKOOPGIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞIOrman Ve Su İşleri Bakanlığı   

Sunday the 26th. S.S. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği © 2017 Durukan Tasarım - Free Joomla 3.5 Templates