baslikyeni.jpg

1960’lı yıllarda özellikle bu günkü AB Ülkelerinin ekonomilerinde küçük ve orta boy tarım işletmelerinin ve tüketicinin pazarda oluşan fiyatı kabullenme durumunda kalmaları, Üreticinin pazara hâkim olamaması ve üretimlerini piyasa talebine göre ayarlama ve sevk etme kabiliyetine kavuşmamış olmaları piyasalarda önemli sorunlar yaratmaktaydı.

Ulusal piyasa organizasyonları olan üretici örgütleri oluşturulması, bunlar eliyle kurallar getirilmesi, geliştirilmesi ve uygulanması fikri bu yıllarda çok büyük önem kazanmıştı.Ülkemizde bu gün aynen bu tablo yaşanmaktadır.

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde;

 

Küreselleşme sürecindeki gelişmeler, özelleştirmeler ile kamunun küçülmesi, gelir dağılımındaki sorunlar nedeniyle sosyal sorunların artması, özel sektörün doğası gereği sosyal sorunlara yalnızca kar amacıyla yaklaşması nedeniyle,

 

“Sosyal Ekonomi” ya da “Üçüncü Sektör” olarak adlandırılan yeni bir ekonomik, toplumsal ve siyasal yaklaşım, son yıllardakooperatifçiliği yeniden gündeme getirmiştir.

 

Dünyada 2012 yılının kooperatifler yılı, 2014 yılının Aile Çiftçiliği yılı ilan edilmiş olması, fabrikasyon üretimin değil küçük ve orta ölçekli üretim yapan işletmelerin önemini belirgin bir şekilde bir kez daha ortaya koymuştur.

 

 

1970 lı yıllarda Ülkemizde oluşturulmaya çalışılan kooperatifçilik hareketi, 1980 askeri hareketi ile 2000 li yılların başlarına kadar inkıtaa uğramıştır.

Merkez ve bölge birlikleri kapatılmış kooperatifler, her türlü eğitim, denetim ve koordinasyondan uzak kurumsal bir kimlik oluşturulamadan faaliyetlerini yürütmeye çalışmışlardır.

Böyle bir olumsuz tabloda, kooperatiflerin bu güne kadar hayatiyetlerini devam ettirilebilmesi bile başarı olarak görülmelidir.

Kooperatiflerin bilinen mevcut sorunları giderilmeye çalışılmadanyeni örgüt arayışları ve kuruluşları gündeme gelmiş dolayısıyla karmaşa giderek artmaya başlamıştır.

Diğer taraftan kooperatiflerin bölge ve merkez birlikleri, kendi içerisinde ihtisas birlikleri adı altında yeniden yapılanmaya doğru zorlanmıştır.Bütün zorlamalara rağmen ihtisaslaşma gerçekleşmemiştir.

Yasama gücünü elinde bulunduran devlete rağmen, kooperatifçiliğin kendi kendisini düzenlemesini, birleşmelerini ve sorunlarına çözüm üretmelerini beklemek insaflı bir yaklaşım olmaz. Böyle söyleyenlerin de samimiyetinden şüphe etmek gerekir.

1980 li yıllarda başlayan özelleştirmelerden, kooperatiflergelişmelerini tamamlayamamış olmalarından dolayı yararlanamamış, Ülkemizde tarımsal sanayi ilk özelleştirilen sanayi dalı olmuş ve tamamen özel sektöre devredilmiştir.

Aynı dönemlerde gelişmiş ülkelerde yapılan özelleştirmelerden kooperatifler çok önemli ölçüde yararlandırılmış, tarımsal sanayide üreticiler söz sahibi olabilmişler ve uluslararası dev kuruluşların, şirketlerin çekirdeğini oluşturmuşlardır.

Ülkemizde de üretici örgütlenmesini zorunlu kılan gerekçeler halen ortadan kalkmamış ve hala güncelliğini korumaktadır.

Devletin kırsal alana veya üreticiye toplu olarak götüreceği hizmetlerde veya hizmet almak için yasal statüye haiz muhatap tüzel kişilik bulma ihtiyacı,

 

Üretimin kalite ve miktar açısından talebe göre ayarlanmasını, planlanmasını sağlamak ve en önemlisi üretici ile tüketici arasındaki fiyat makasının kapatılmasında özellikle kooperatiflerin çok önemli rolü olduğunu ve önemli işlevleri yerine getirebileceğini bilmemiz ve ona göre çözümler üretmemiz gerekmektedir.

 

Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı uygulama döneminin yarı dönemi bitti. Biten bu dönemin tüm kurumlarca değerlendirilmesinin ve özeleştirisinin yapılması yine kayıp yıllar yaşamamamız adına çalışmaların içtenlikle sürdürülmesini diliyorum.

Saygılarımla.

 

28.10.2014                                                                                                           EROL AKAR

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ORKOOPGIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞIOrman Ve Su İşleri Bakanlığı   

Saturday the 25th. S.S. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği © 2017 Durukan Tasarım - Free Joomla 3.5 Templates