baslikyeni.jpg

 

Türkiye, özellikle 1980 li yıllardan sonra, diğer alanlarda olduğu gibi ekonomik alanda da önemli değişimler yaşıyor. Uygulanan ekonomik modelin rekabete dayalı olması, ancak rekabeti sağlayacak ve ulusal sermaye tarafından oluşturulmuş güçlü kuruluşların yeterince var olmaması, diğer taraftan gümrük birliği ve Dünya Ticaret Örgütü ile yapılan anlaşmalar, ekonomideki dengeleri Ülkemiz aleyhine bozmuştur.

 

Uluslararası sermaye, bir taraftan ağırlıklı olarak ithalata dayalı bir sanayinin oluşmasına zemin hazırlarken, diğer taraftan tüketim toplumu oluşturmak için de tüm gerekli argümanları kullanmıştır.

 

Üretici olmak, imalatçı olmak, istihdam yaratmak yeterince teşvik edilmemiş, bazı mevzuat düzenlemeleri ile getirilen teşvik unsurları da arzulanan sonuçları vermemiştir. Bir bakıma insanlar üretimden uzaklaşmıştır.

 

Köyden kente göç özellikle tarımsal alandaki üretimi olumsuz etkilemiştir.2000 yılında belde ve köy nüfusu toplam nüfusun % 35.1 i iken, 2012 yılında bu oran % 22.7 ye gerilemiştir.Buna rağmen ekiliş alanlarında önemli bir artış olmazken, işlenmeyen arazi miktarı artmıştır.

 

Üretim yapan sektör ciddi sıkıntılar içerisindedir. Çünkü pazarlamada ekonomik ve sosyal yapı tümüyle değişmiştir. Büyük, markalaşmış üretici firmaların dahi pazarlamada etkileri neredeyse kalmamıştır.

 

Sayıları 400 e yaklaşan büyük AVM ler, yine sayıları 15.000 e yaklaşan ve zincir oluşturan butik alışveriş dükkânları, beldelere neredeyse köylere kadar yayılmış, ekonominin ve sosyal yapının iliklerine kadar işlemiştir. Ekonomideki pazar payları % 80 lere dayanmıştır.

 

Üretim zincirinde olduğu kadar, pazarlama zincirinde ve hizmet sektöründe oluşturulan bu sistem, hem büyük üreticilerin hem de küçük üreticilerin aleyhine bir yapı oluşturmuş, bakkaldan kıraathanelere kadar sayıları Bir milyon iki yüz bini bulan esnafın kepenk kapatmasına neden olmuştur.

 

Özellikle gıda sektöründe üretim yapan firmaların bu zincirlere mahkûmiyeti birçok firmanın kapanmasına neden olmuştur. Neredeyse maliyetine alış, kendi markası ile pazarlama, tek taraflı dayatmalarla belirlenerek oluşturulan pazarlama yöntemi, üretim yapan sektörü isyan noktasına getirdiği çok belirgin bir şekilde görülmektedir.

 

Hal böyle iken ve devasa firmalar bu racona uymak zorunda iken, üretici, hangi yapılarla bu pazara girecektir? Üreticiden tüketiciye kadar oluşan zincirin en önemli halkası olan AVM ler ve Butik Dükkânlar bu kadar desteklenirken, üretici emeğinin karşılığını nasıl alacak, tüketici ihtiyacını nasıl ucuza temin edecektir? Bu nasıl olacaktır? Bu sorulara cevap bulmak gerçekten çok zor.

 

Konuya, Kooperatifçilik açısından baktığımızda tablo daha da karanlık ve vahim. Bu zincirlere üreticinin tek başına ürün verme şansı yok. Kooperatiflerimizin mevcut parçalı ve güçsüz yapılarıyla bu zincirde yer bulmaları da gerçekten çok zor. Görünen o ki sorun giderek çözümsüz bir noktaya doğru gitmektedir.

 

2014 yılının aile işletmeciliği yılı ilan edilmesinin önemi ortada iken, umarım en yakın yılı “Küçük Esnafların Yılı” ilan etmek durumunda kalmayız.

 

Saygılarımla. 30.01.2014

 

 

 

                                                                  EROL AKAR

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ORKOOPGIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞIOrman Ve Su İşleri Bakanlığı   

Sunday the 24th. S.S. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği © 2017 Durukan Tasarım - Free Joomla 3.5 Templates