baslikyeni.jpg

Üretim önemli, Ülkemizde 82 milyon Türk vatandaşı yaşıyor. Yılda 40 milyona yakın turist Ülkemizi ziyaret ediyor. Halen 4 milyon civarında mülteci Ülkemizde artık yerleşik vaziyette.

         Üstelik ihracatta önemli hedefler konulmuş durumda. Zira tarımsal ürünler ihracatın önemli kalemlerinden. Maalesef o alanda da arzulanan mesafenin alındığı söylenemez. Hala, fındık üzüm gibi bir kaç önemli tarımsal ürünün ötesine geçemedik.

İhracatı gerçekleşen ürünlerin önemli bir kısmını son ürün olarak ihraç edemediğimiz için yabancı tarımsal sanayinin hammadde tedarikçisi durumunda kaldık. Bizim yetiştirip kısıtlı da olsa ihraç ettiğimiz bazı ürünlerin borsalarının dışarıda kuruluyor olması ise ayrı bir hikâye.

        Tarımsal ürünlerde ciddi anlamda ithalatçı ülke konumuna düştük. Kendi üreticimizi desteklemek varken yabancı ülke üreticilerini destekler duruma geldik.

      Enflasyon yüksekliğinin nedeni olarak tarımsal ürün fiyatları görüldü. O ürünün maliyetini etkileyen unsurlar, girdi fiyatlarındaki artışlar, üretimden tüketime olan zincirin en önemli halkası olan üreticinin örgütlülüğündeki kaotik tablo hiç görülmeden, çiftçi enflasyonun suçlusu ilan edildi.

Miras hukukunda düzenleme yapılmasında çok geç kalındı. Hala mevcut mevzuatın sorunları tümüyle çözdüğünü söylemek pek mümkün değil. Arazi toplulaştırılmasındaki başarımız tartışılır. Toplulaştırmadaki kriterler, salt arazinin büyüklüğü değil, oradan elde edilecek gelirin dikkate alınmasının daha da önemli olduğu ortada.

        Ülkenin demografik yapısı değişti. Yıllardan bu tarafa verilen plansız göç, üretimde zafiyetlerin oluşmasının ötesinde, ekili alanda ciddi daralmalara, dolayısıyla üretimde ciddi azalmalara neden oldu. Bir ülke büyüklüğünde arazi tarım dışında kaldı.  Belki de 15 veya 20 yıl sonra köylerde üretim yapacak nüfus kalmayacak. Küçük aile işletmelerinin yok olmasının acı sonuçları kaçınılmaz hale gelecek.

            Üretici İtibarsızlaştırıldı

      1980’li yıllardan itibaren Ülkede serbest piyasa ekonomisinin uygulanmaya başlanması, liberal ekonomi, yabancı sermayeye sağlanan kolaylıklar, tarımsal sanayinin özelleştirilme süreci, kalkınmanın dışarıdan gelen küresel sermayenin kullanılarak sağlanılmaya çalışılması.

Gümrük birliği antlaşmasının olumsuz sonuçları, yerel kalkınma dinamiklerinin harekete geçirilememesi, üretimden ziyade parasal politikalarının ön plana çıkması,  giderek üretimden kopuşun ve tarımdan uzaklaşmanın önemli etkenleri olarak sayılabilir.

Ancak, bu gün ki gelinen olumsuz tablonun en önemli nedeni, çiftçinin, üreticinin itibarsızlaştırılmasıdır. Gençliğin köyden kaçışının arka planında, şehirde yaşamın itibar sağladığının düşünülmesi, çözümlenmesi gereken sorunun, ekonomik olduğu kadar sosyolojik bir olgu olarak da karşımızda durmasıdır.

            Örnek Alınması Gereken Bir Destekleme Uygulaması

Tarımın her ülkede önemli ölçüde desteklendiği bilinmektedir. Ülkemizde uygulanan destekleme politikaları arzulanan sonucu vermemiş, tarımsal ekonominin gelişmesine katkı sağlamamıştır. Zaten tarıma anlamlı ve yeterli destek ise hiçbir dönemde verilmemiştir.

Tarımın gelişmesindeki tarihsel sürece bakıldığında, tarımın gelişmesi ve üreticinin korunması adına çok önemli bazı adımlar atıldığı görülmektedir. Osmanlıdan cumhuriyetin ilk yıllarına kadar uygulanan aşar vergisinin kaldırılması böyle bir adım olarak değerlendirilmelidir. Zira aşar vergisi Türk köylü ve çiftçisine uzun yıllar büyük yük getirmiş, diğer taraftan Devlet gelirlerinin önemli bir kısmını teşkil etmeye de devam etmiştir.

1924 yılında 153 milyon lira olan devlet gelirlerinin 27,5 milyon lirası özellikle tarımdan alınan aşar vergisinden elde edilmekte idi. Harbin yaralarını sarmakta, ordu masraflarını karşılamakta dahi zorlanan Cumhuriyet Hükümeti çok önemli bir karar alarak, 1925 yılında çıkardığı bir kanunla, aşar vergisini kaldırmıştır.

Görüldüğü üzere cumhuriyetin ilk yıllarında üreticinin refahı ve üretimin sürdürülebilirliği adına devlet, o dönemde dahi gelirinin 1/5 inden vazgeçilebilmiştir. Bu hareket köylünün ekonomik durumunda önemli bir iyileşme sağlamış, Milletin Efendisi, üreterek, Ülkeyi kendi kendine yeten yedi ülkeden biri haline getirebilmiştir.

2018 yılında ise,  vergi gelirlerinin toplamı 621,3 milyar TL. dir. Aynı yılda tarıma verilen destek tutarı ise sadece 14,5 Milyar TL. Olarak gerçekleşmiştir.

Bu tablonun önemi şuradadır. Tarımın neden bu günkü olumsuz duruma geldiğinin kanıtı olmasının yanında, çözümün ne olduğunu da açık seçik ortaya koymasıdır.

28.05.2019

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ORKOOPGIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞIOrman Ve Su İşleri Bakanlığı   

Sunday the 16th. S.S. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği © 2017 Durukan Tasarım - Free Joomla 3.5 Templates