baslikyeni.jpg

      Son yıllarda üretimin önemli olduğundan sıkça bahsedilir oldu. Aracıyı, komisyoncuyu ortadan kaldırmanın, doğrudan üreticiden tüketiciye erişimin ne kadar çok önemli olduğunu herkes söylüyor. Sağlıklı yaşam için gıda güvenliğinin olmazsa olmaz olduğu konuşuluyor.

       Yerel seçim öncesi belediye başkan adaylarına “En Önemli Programın Ne ?“ diye sorulduğunda tarımı destekleyeceğini, kırsal kesimin kalkındırılması için kooperatifler kurdurulacağını ve kooperatiflerin destekleneceğini anlatıyor.

       Hangi siyasi partiden olurlarsa olsunlar hepsinin tek sihirli formülü sanki kooperatifçilik. Bir bakıma olumlu bir gelişme, önemli bir söylem gibi değerlendirilebilir. Bu söylemler birazda rahatsız edici. Ancak ister istemez şunu gözlemliyorsunuz. Kooperatifçiliği reçete olarak sunanların, bu alandaki bilgisizlikleri, gerçekte konudan ne kadar uzakta oldukları da ortada ayan  beyan. Seçimler şöyle veya böyle bitti. Hep beraber gözleyeceğiz.

     Belki bazı gerçeklerin altını çizmek gerekir. Zincirin en önemli halkası hiç şüphesiz üreticidir. Pazardan yeterince pay alamayan, raflarda fiyatlar artarken geliri artmayan üretici neden üretsin? Samimiyetle bu sorunun cevabını bulmak zorundayız.

     Tarım Ülkemizde maalesef yıllarca ihmale uğramış, sanayileşmenin hep arkasında kalmış Hatta okullarda düzenlenen münazaralarda hep sanayii savunanlar kazanmış, tarımı savunanlarsa hep kaybetmiştir. Batının sanayileşmesi sürecinde o ülkenin tarımı ötelediği zannedilmiş, gelişmiş ülkelerin tarımdan hayvancılıktan, daha doğrusu üretimden asla vazgeçmediği çok geç fark edilmiştir.

    Geleneksel üretim akılcı bir şekilde geliştirilememiş, tarım arazilerimiz yabancı şirketlerin ürettikleri, tohumların, gübrelerin ve tarım ilaçlarının deneme alanı olmuş, kendi tohumlarımızdan, genetik özelliklerimizden vazgeçip sadece dönüme verim hesapları yaparak doğanın sağladığı dengeyi kendi ellerimizle bozmuşuz.

     Üniversiteler, araştırma kuruluşları bir rehavet içerisinde tüm bu olumsuz gelişmeleri sadece izlemiş, mevcut bilgiler zenginleştirilememiş, araştırma kuruluşları birkaç kayda değer araştırmanın ötesinde sığ denemelerle uğraşmış, yabancı ilaç şirketlerinin ruhsatlandırma denemelerinin ötesine geçilememiştir.

     Yapılan bazı önemli sayılabilecek çalışmaların sonuçları pratikteki uygulamalara yansıtılamamış hatta bazıları siyasetin potasında eriyerek kaybolmuştur.

     Çözümdür diye düşünülerek Tarım Bakanlığının reorganizasyonuna gidilmiş hatta bu defalarca yapılmış yeri gelmiş orman teşkilatı ile birleştirilmiş, ayrılmış, tekrar birleşmiş, bir bakmışsınız Bakanlık bünyesinde 30’a yakın genel müdürlük olmuş, bir bakmışsınız 5’e 6’lara kadar düşürülmüş, bir sürü daire başkanlığı şube müdürlüğü bakmışsınız bir anda yok olmuş. Yıllardır kendini planlayamamış böyle bir teşkilatın tarımı, hayvancılığı, gıdayı ve ormancılığı planlayabileceğini nasıl bekleyebilirsiniz?

     Şimdide Tarımda Milli Birlik projesi adı altında yeniden bir yapılanma çalışması daha. Devletin şirket gibi yönetilebileceğini düşünen bir anlayış. Bilmiyorum ama gerçekten şaka gibi. 18.05.2019  

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ORKOOPGIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞIOrman Ve Su İşleri Bakanlığı   

Thursday the 5th. S.S. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği © 2017 Durukan Tasarım - Free Joomla 3.5 Templates